24 Temmuz 2017 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Samir Vildiç > Türkiye Boşnakları: Göç Hakkında
Samir Vildiç

Türkiye Boşnakları: Göç Hakkında

06.11.2013 15:34:12 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Samir Vildiç

Hazırlayan: Samir Vildiç


Bilindiği üzere göç, kişinin yeni şartlara daha iyi uyum sağlayabilmek maksadıyla ya da tabii, iktisadi, siyasi ve benzeri mecburiyetler neticesinde yaşadığı cemiyeti ve sosyal çevreyi değiştirmesi, bir başka çevreye, yabancısı olduğu çevre ve insan topluluğuna katılması hadisesidir. Göçü cemiyetteki diğer yer değiştirmelerden ayıran başlıca ölçü, göç edenin eski sosyal ve ekonomik ilişkilerini değiştirmesi ve yeni yerleşim yerinde, yeni sosyal ve ekonomik ilişkiler kurmasıdır.


Şüphesiz göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin bir insanlık dramıdır. Dolayısıyla tarihi olaylar neticesinde milletlerin zorla yer değiştirmeleri hadiseleri insanların hafızasından kolayca silinmemekte ve çeşitli izler bırakabilmektedir.


Osmanlı, Balkanlardan çekilmeye başlamasıyla birlikte, yerli işbirlikçileri de Balkanları terk etti ve Anadolu'yu büyük bir muhacir dalgası sardı. Bunların çoğunluğunu da Bosnalı Müslümanlar oluşturuyordu.


BALKAN'LARDAN GÖÇLERİN BAŞLAMA SEBEPLERİ


1)Sivillere Uygulanan Mezalim


Balkan Harpleri sırasında ve sonrasında yaşayan zulümler 19. ve 20.yy tarihindeki en önemli dramlardan biridir. Müslüman nüfusa katliam yapıldığından göç kaçınılmaz olmaktaydı. Balkanlardaki Müslümanlara karşı uygulanan zulmün ve ciddi manada göçün tarihi 1697'den itibaren Avusturya İmparatorluk Ordusu'nun işgalleriyle başlamaktadır. Fakat esas manada mezalimler Balkan kavimlerinin isyanlarıyla başlar. Balkanlardaki istiklal hareketleriyle Müslümanlara karşı uygulanan soykırımların birebir ilişkisi vardır. Sırp ayaklanmaları ve muhtariyeti (1804, 1816, 1862, 1867, 1876), Karadağ isyanları (1852-1864),Yunan isyanları ve bağımsızlık süreci (1821-1830),Bulgar isyanları ve muhtariyeti (1835, 1841, 1849, 1867, 1876, 1877) süreçlerinin ortak özellikleri haklı ya da haksız gerekçelerle başlayıp olayın sivil ahaliye karşı bir terör ve katliam hareketlerine dönüşmesiydi.


Mezalim hareketlerinden şüphesiz en büyüğü tarihlerimize 93 harbi olarak geçen 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi'ndeki Rus ve Bulgar mezalimidir. Daha sonraki en büyük soykırım ise Balkan harbi sonrasında meydana gelenlerdir.


2)Dini Sebepler


Balkan Harbi esnasında gerçekleşen göçlerin en önemli sebeplerinden biri de dini baskılardır.


3)Ekonomik Sebepler


Göçü teşvik eden en önemli sebeplerden biri de normal düzeydeki bir çiftçinin bile hayatını sürdürecek ekonomik şartların ortadan kalkmasıdır. Balkanlı müttefiklerin ele geçirdikleri topraklardaki Müslüman ve Türk nüfusu etnik arındırmaya tabi tutması için kullandığı taktiklerden biri de, insanların evlerini, tarlalarını yakıp yıkma, ürünlerini ve hayvanlarını gasp ederek her türlü mezalime ve zorluğa rağmen direnen köylülere göç etmekten başka çıkar yol bırakmamasıydı. Ayrıca her şeye rağmen direnenler ise, kasıtlı olarak konulan ağır vergileri ödeyemeyip yine hicret ediyorlardı.


Göçün başka sebepleri de vardır ama en önemlileri bu üçüdür.


Osmanlı Devletine Göçlerin Başlaması


Ekonomik açıdan zor durumda olmalarına rağmen gerek Osmanlı Devleti gerekse onun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti, eskiden sahip oldukları topraklardan gerçekleşen göç meselesiyle uğraşmak mecburiyetinde kalmışlardır.


Balkanlar'dan Türkiye'ye üç yüz yıldır devam eden göç süreci gerek Türkiye menfaatleri, gerekse insani açıdan, makûs bir talih olarak nitelendirilebilir.


Fransız ihtilalından sonra gelişen milliyetçilik cereyanları ve bazı durumlarda Osmanlı mahalli idarecilerinin kötü yönetimi neticesinde Sırp, Hırvat, Rum, Bulgarların da bundan etkilenip Türk ve Müslümanlara karşı yaptıkları mezalim neticesinde sadece 1806-1812 arasında 200.000'e yakın Müslüman, muhacir durumuna düştü.


Balkanlardan Anadolu'ya ilk göçün ilk dönemi, 1804 ?Sırpların saldırısı üzerine gerçekleşmiştir. 1804'te isyan eden Sırpların şiddet hareketleri sırasında, Semendire'ye bağlı yerlerde Türklere karşı girişilen katliamdan kaçanlar, Rumeli ve Bosna-Hersek'e göç ettiler. 1806-1812 Osmanlı-Rus savaşının başlamasıyla Ruslardan yardım gören Sırplar, Türkler üzerindeki şiddet ve baskıyı arttırdılar. Bu sırada kaçabilen Türkler, Manastır, Üsküp ve Kosova'ya yerleştiler. 1826'da imzalanan Akkerman antlaşmasıyla, 150.000'e yakın Türk, Sırbistan'dan çıkarıldı; Belgrat ve diğer Türk kalelerinden 15.000 kadar Türk, Anadolu'ya göç ederek Sakarya ırmağı çevresine yerleşmişlerdir.'


Osmanlı imparatorluğuna karşı, Sırbistan Karadağ ittifakı ile başlayan Sırp isyanı, Ekim 1876 sonunda Sırbistan'ın mağlup edildiği halde Karadağ tek başına dağlık bölgelerde isyanı sürdürdü. 1877 yılında Osmanlı-Rus harbi başladığında Karadağ ile olan harp hala devam ediyordu. Rus destekli Karadağ birlikleri, Bosnalı Müslümanlar kenti Niksiç'i ele geçirmesi ve 1878 Berlin Antlaşması neticesinde Bosnalı Müslümanların Osmanlı coğrafyasına göçü başladı. İlk olarak bugünkü Libya, Lübnan, Arnavutluk'un Draç (Durres) kenti ve Türkiye'nin Karamürsel ve Eskişehir bölgelerine muhacirler yerleştirildi.


Birinci ve İkinci Balkan Savaşları sürecinde, 1912-1913 yılları arasında bütün Balkan Müslümanları üzerinde trajik bir mezalim gerçekleştirilmiştir. Osmanlı'nın terk ettiği topraklarda kalan Müslümanlar, çaresiz ve yaşadıkları ülkelerdeki yöneticilerin insafına terk edilmiş bir durumda yaşamak zorunda kalmışlardır. Justin McCarthy'nin verilerine göre, Balkan Savaşları öncesinde, Osmanlı'nın Avrupa'daki bölümlerinden alınmış topraklarda (Arnavutluk hariç), 2.315.293 Müslüman yaşamaktaydı. Balkan Savaşları sonrasında bu rakam yüzde 62 oranında eksilerek, 1.445.179'e inmiştir. Bu süreçte 632.408 kişi ölmüş, 812.771'i ise göç etmiştir. Diğer bazı çalışmalarda da McCarthy'nin istatistiklerine yakın sonuçlara ulaşılmıştır. Öldürülen bu Müslümanların tek "suçu", faklı isim taşımaları, farklı dil konuşmaları ve Tanrıya farklı bir şekilde dua etmeleri olmuştur.


Kurdurduğu 'Halkı Koruma Şubesi' (OZN) isimli bir gizli polis teşkilatıyla, Tito'nun gerçek veya hayali siyasi düşmanlarını "avladığı" da belirtilmelidir. OZN'a ve istihbarat teşkilatının başına getirilen Sırp asıllı Aleksandar Rankoviç bu yetkilerini kullanarak, Yugoslavya'daki Müslümanların göç ettirilmesine yönelik politikaları izlediği belirtilmelidir. Bunun sonucunda sadece 1952-1967 yılları arasında Yugoslavya'dan Türkiye'ye 175.392 Türk, Arnavut, Bosnalı ve diğer Müslümanlar göç etmiştir. 


Bosna'dan Göçlerin Başlaması


'Osmanlı Devleti'nin veya Türklerin Bosna macerası tam 415 yıl sürmüştür. Ancak iki toplumun bu geçen sürede birbirine o kadar bağlanmıştır ki bugüne uzanan süreçte Türk halkının kalbinde daima çok özel bir yere sahip olmuştur. Türklerin Bosna aşkı eski imparatorluklarından çekildikleri hiçbir kara parçasına benzememiştir. Bunun nedeni Bosnalı Müslümanların Türk kültürünü ve değerini kendi değerleri olarak kabul etmesinden kaynaklanmıştır.


Bosna'nın Türklerden koparılmasına rağmen iki toplum arasındaki aşk günümüze kadar sürmüştür. Bu aşk kimi zaman Türk yurduna göçe dönüşmüş kimi zaman karşılıklı yardımlaşmaya dönüşmüş ama bir şekilde sürekli devam etmiştir.


Osmanlı hükümeti 19.yüzyılda Bosna ve Hersek'le ilgili olarak, önceki dönemlerde de var olan birçok sorunla tekrar karşılaşıyordu. Halkın üçte birini oluşturan Müslüman unsur bölgeye hakimdi.


Bosna Hersek'te aynı etnik kökenden gelen, ancak din ve mezhep ayrılıkları nedeniyle, birbirlerinden tamamen farklı olan üç unsur bulunmaktadır. Bunlar; Bosnalı Müslümanlar, Bosnalı Ortodokslar ve Bosnalı Katoliklerdir. Bu arada az da olsa Yahudi ve diğer azınlıklardan bahsetmek gerekir.


Değişik tarihlerde tespit edilmiş olan nüfus durumları şöyle özetlenebilir:


Papalık temsilcisi, Petros Masarechi'nin, 1624'teki Bosna ziyaretinde verdiği nüfus:


        Müslümanlar:        900.000    (%66)
        Katolikler:        300.000    (%22)
        Ortodokslar:        150.000    (%11)


Fransız seyyah Chyamette des Fosses'in 1807-1808'de bölgeyi ziyaretinde verdiği nüfus:


        Müslümanlar:        600.000    (%49.18)
        Katolikler:        120.000    (%9.83)
        Ortodokslar:        500.000    (%40.98)


Ahmet Cevdet Paşa'nın 1863 yılında Bosna müfettişliği esnasında 'Tezakirinde' yayınladığı nüfus durumu: 


        Müslümanlar:        472.000    (%41.25)
        Katolikler:        184.000    (%16.08)
        Ortodokslar:        488.000    (%42.65)


Avusturya'nın Bosna Hersek'i işgali (1878) döneminde, yaşayan zulüm, sürgün ve hicret neticesi nüfus durumunun tespiti önemlidir: 


        Müslümanlar:        488.613    (%38.73)
        Katolikler:        208.391    (%18.08)
        Ortodokslar:        496.485    (%42.88)


Avusturya işgali döneminde, dışarıdan Bosna Hersek'e büyük bir Katolik akını başlamış, Bosnalı Müslümanların hicrete zorlanması sonucunda nüfus oranlarında büyük değişiklikler olmuştur. Bu durum Eski Yugoslavya idaresinde de 'dışarıya göç' şeklinde devam etmiştir. 1921 yılında Yugoslavya'nın kuruluşundan sonra yapılan bir sayımda Müslümanlar 612.137 kişi olarak belirtilmiştir. Bu da genel nüfusa göre %31.12 oranını oluşturmaktadır.


Bosna Hersek hükümetinin verdiği son yıllara ait nüfus dağılımı şu şekildedir:


        Müslümanlar:        1.889.122    (%43.41)
        Ortodokslar:                   1.367.155    (%31.25)
        Katolikler:           753.242    (%17.42)
        Diğerleri:           354.860    (%8.11)
        Toplam:        4.374.379    (%100)


1877-78 Harbi neticesinde imzalanan Berlin Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki en uç ileri karakolu olan Bosna Hersek, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun işgaline bırakılmıştır. Buranın Müslüman halkı olanlar ise Hıristiyan bir devletin işgalinde yaşamayı bir türlü kabullenememişler ve göç etmeyi düşünmeye başlamışlardı. Osmanlı Devleti takip ettiği siyaset gereği önce göçü desteklememiş ve hatta önlemeye çalışmıştır. Bunun en önemli sebeplerinden biri de devletin mali durumunun muhacirlerin nakliye ve iaşe bedellerini tam manasıyla karşılayacak durumda olmamasıydı.


Bununla birlikte Avusturya'nın yaptığı çeşitli zulümler neticesinde 1882-1900 tarihleri arasında 120.000 kadar Bosnalı Müslüman, ana vatan olarak gördükleri Osmanlı Devleti'ne göç etmiştir.


Bu muhacirlerin çoğu İstanbul'da Üsküdar ve Beykoz'daki çiftliklere; Rumeli'de ise Üsküp, İşkodra; Anadolu' Ankara ve Bursa civarlarına iskân edilmişlerdir.


1875 yılında yapılan bir sayımda, Osmanlı idaresi altındaki Bosna-Hersek'in nüfusu 1.051.000 olarak tespit edilmiştir. Avusturya-Macaristan imparatorluğu idaresinde ise, 1895 sayımında, nüfusunun, 1.591.036 olduğu söylenmiştir. 1910 sayımında 1.898.044 kişiye ulaşmış olan sayının, 612.090'ının Müslümanların oluşturduğu belirtilmiştir.


1910 yılında yapılan nüfus sayımında Bosna-Hersek'in nüfusu 2 milyon olarak tespit edildi. Nüfusunun % 44'ü Ortodoks, % 33'ü Müslüman, % 23'ü de Katolik. Müslümanların nüfustaki payı sürekli düşmektedir. 1870'te %49, 1879'da %40, 1895'te %35, 1910 %33, 1920'de bu oran %30'a düşecektir. Bosnalı Müslümanlar, Ortodoks ve Katolikler tarafından sıkıştırıldıkça başta Türkiye olma üzere Arnavutluk, Makedonya gibi ülkelere göç ediyorlardı. Filistin, Tunus, Cezayir gibi ülkelere yerleşen Bosnalı Müslümanlar bile vardı. 1878-1910 tarihleri arasında 300 bin Müslüman topraklarını terk etti. 1910-1935 tarihleri arasında da 100 bin Müslüman daha göç ederek meydanı Katolik ve Ortodokslara bırakacaktır.


Boşnakların göçü bununla sınırlı kalmadı, daha sonraki yıllarda da devam etti.


Avusturya Eyalet Yönetimi'nin tuttuğu istatistiklere göre göç edenlerin faaliyet gösterdikleri ekonomik sektörlere göre dağılımı şu şekildedir: Ziraat (toprak sahipleri dâhil) % 71.27, Zanaatkârlar %10.51, İşçi ve gündelikçiler %7.46, Tüccarlar %5.30, Serbest Meslek ve diğerleri %5.46'dır. Göç edenlerin büyük çoğunluğu köylülerdi. İkinci sırada ise zanaatkârlar yer almaktadır. Göçün sebepleri arasında dini baskılar ve ticari sebepler en önde gelenleriydi. Monarşi'den gelen sınaî ürünlerle rekabet edemeyen ve ayrıca yükselen hayat pahalılığı karşısında ezilen halk kitleleri büyük oranda göç etmek zorunda kalıyordu. Osmanlı makamları ile Avusturya makamları, karşılıklı olarak birbirlerini göçü teşvik etmek ile suçladılar. Ancak Osmanlı yönetimi, Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna karşı önemli bir siyasi güç olarak gördüğü Bosnalı Müslümanların göçüne temelde karşıydı. Bosnalı Müslümanların göç etmesiyle Bosna'daki nüfus dengesini Ortodokslar lehine değiştirdi. Bu durum Monarşi'nin Balkanlar'daki durumunu zora soktu.


TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİNDEKİ GÖÇLER


'Osmanlı Devleti'nin tarihi mirası üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, birçok meselede olduğu gibi, göç meselesini de Osmanlı'dan devralmak zorunda kalmıştı. Hatta bunu nüfus yoğunluğunu arttırmada bir politik yöntem olarak teşvik dahi etti.


1921-1928 yılları arasında Türkiye'ye, başta Yunanistan olmak üzere Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya ve Sovyetler Birliğinden toplam 463.534 kişi göçmen olarak gelmiştir.


Özellikle II. Dünya Savaşı yılları boyunca göç eden sayının (yaklaşık 300 kişi civarında) görece azlığı bize savaş şartlarının ne kadar zor olduğunu ve göçü ne oranda engellediğini göstermektedir.


1966 yılında Yugoslavya İçişleri Bakanı Rankoviç zamanında Türk ve Müslümanlara karşı yürütülen baskı ve zulümler üzerine birçok Türk, Bosnalı ve Arnavut; Sancak, Kosova ve Makedonya bölgelerinden Türkiye'ye göç etmişlerdi. 


Türkiye Köyişleri Bakanlığı'nın 7-13 Ekim 1968 tarihinde Avrupa Konseyi İskân Fonu İdare Meclisi ve İdare Komitesi toplantısında verdiği rakamlara göre, 1952-1967 yılları arasında tamamı serbest göçmen olmak üzere 175.392 göçmen gelmiştir. Bu göçmenlerden 107.262'si 1954-1958 arasındaki beş sene içinde gelmişti. 




Bu dönemde Yugoslavya'dan gelenlerin çoğu Boşnak kimliği taşımaktadır.


92-95 Savaş ve Bu Savaştan Sonraki Göçler


1992 yılında Bosna Hersek'in bağımsızlığını ilanı üzerine, Sırpların, etnik temizlik politikası altında kalan ve memleketlerini terk etmek zorunda kalan 1.300.000 kişiden, 20.000 civarında Bosna Hersek vatandaşı Türkiye'ye gelmiştir. Bunlardan büyük çoğunluğu İstanbul'un Pendik ve Bayrampaşa ilçelerinde akrabalarının yanında ikamet etmişlerdi diğerleri ise Kırklareli'ndeki göçmen kampına yerleştirilmişti.


Birleşmiş Milletlerin verdiği sayılara göre Bosna'dan göç etmek zorunda kalan insanlardan, Almanya'da 275.000, Hırvatistan'da 184.000, Avusturya'da 54.700, İsveç'te 50.000, Slovenya'da 29.000, Türkiye'de 20.000, Danimarka'da 18.500, İsviçre'de 11.000, Norveç'te 8.400, Makedonya'da 6.200, Belçika'da 5.000, Çekoslovakya'da 4.000, Slovakya'da 1.800 kişi geçici olarak barınmışlardı.


Bosna'dan göç eden bu insanlar üzerinde yapılan bir saha çalışması neticesindeki bulgulardan dikkat çekici olanlar şunlardır: Ortak kültürel geçmişin varlığı ve Müslüman ülke olması nedeniyle Türkiye, Bosnalılar tarafından güvenli bir ülke olarak nitelendirilmiştir. Gelenlerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardır. Türkiye'ye yerleşme Bosnalı sığınmacılara yeni sorunları, bilinmeyen bir dil ve çevreyi, parasızlığı, evsizliği ve işsizliği de beraberinde getirmiştir. Sığınmacılar bu güçlüklerin çözümünde öncelikli olarak akrabaların, resmi kuruluşların ve derneklerin yardımlarıyla çözülmeye çalışılmıştır. Gelen göçmen grubunun birçoğunun kalifiye iş grubundan olmaları ve Türkiye'de kendi statülerine uygun iş bulamamaları önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır.


1996 yılında imzalanan Dayton Antlaşması ile barış kısmen sağlanmış, sorunlar halledilmeden sadece ABD'nin her iki tarafa yaptığı baskı neticesi geçici olarak dondurulmuştur. Bunun üzerine Avrupa'nın diğer ülkelerine göç etmiş olan Bosnalı Müslümanlar gibi Türkiye'ye gelenler de Bosna Hersek'e geri dönmüşlerdir.


BOŞNAK UNSURUNUN İSKÂNI


Son dönem Osmanlı padişahları arasında Türk ve Müslüman nüfusa oldukça ehemmiyet veren II. Abdülhamit 'Türk unsurunu kuvvetlendirmeye dikkat etmeliyiz. Bosna Hersek ve Bulgaristan'daki Müslüman halkın çoğalıp artanını muntazaman buraya getirip yerleştirmeliyiz'  demiştir. İşte bu hedef doğrultusunda savaşlarla ve tifo, kolera gibi salgın hastalıklarla azalan kırsal nüfus yüzünden Anadolu'daki geniş verimli topraklar işlemez hale gelmişti. Kır nüfusunun az olması, köyler arasındaki mesafenin çok büyük boyutlara ulaşması, mecburi olarak büyük çiftliklerin çoğalmasıyla neticeleniyordu. Çiftlikler çoğunlukla Trakya, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesinin sahil kesimleriyle İç Anadolu'da görülüyordu. İşte hükümetin gayesi muhacirler, bu çiftliklere yerleştirerek ziraata elverişli yerlerin tarıma açılması ve vergi gelirlerinin artmasını sağlamaktı.


1877-78 Osmanlı Rus Harbi'nden sonra az da olsa Bursa ve civarına Boşnak göçmenleri gelmiştir. Bunlar Samanlı Dağlarında, Karamürsel-Orhangazi arasında iskân edilmişledir. Samanlı dağlarında kurulan bu Bosnalı Müslümanların köyleri Kurtuluş Savaşı sonunda ortadan kalkarak köylüler, Yeniköy, Keramet gibi Ermeni köyleri ile Cihanköy'e yerleştirilmişlerdir. Ayrıca İnegöl, Bursa ve İnegöl-Bursa arasında Turan ve bazı köylerde de Bosnalı Müslümanlar yaşamaktadır.


Birinci dünya Harbi öncesinde göç etmek üzere olan 250 hane kadar Bosnalı muhacirin yerleştirilmesi ve mümkün ise sahil yerlerden iskân yeri bulunması için İskân-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti çeşitli vilayetler ile yazışmıştır.


Neticede Bari Limanı'ndan hareket eden 250 hanede 2000 kadar Bosnalı muhacirin uygun yer bulunması üzerine Karesi'ye yerleştirilmeleri uygun görülmüştür.


Arnavutlar gibi Konya'ya bağlı kazalarda misafir edilen 181 hane Bosnalı muhacirlere de kısa zamanda lisan ve milli adetleri Türkiye'ye uyum göstermeleri gayesiyle Diyarbakır ve Sivas vilayetlerinde dağıtılarak iskân edilme politikası uygulanmıştır.


1878'den sonra başlayan ve günümüze kadar devam eden göçleri neticesi olarak şu anda Türkiye'nin 30 aşkın vilayetinde Boşnak asıllı vatandaşlarımız yaşamaktadır.


Gerek Balkan harpleri gerekse İstiklal Harbi'nden sonra ve hatta günümüzde dahi devletin Arnavut ve Bosnalıların Türkiye'ye yerleştirilmesinde çok seçici davranmadığı ve bu unsurları kabul ettiğini görmekteyiz. Özellikle Birinci Dünya Harbi esnasında ve de İstiklal Harbi sonrasında, devletin ihtiyaç hissettiği potansiyel isyan gücünün sağlanmasında, dağıtılarak yerleştirilen ve bu sayede Türkiye şartlarına kolaylıkla uyum gösteren bu Balkan göçmeni insanların önemli bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz. Göç eden Arnavut ve Bosnalı unsurlar da Osmanlı zamanından beri devam eden alışkanlık ve kız alıp verme gibi akrabalık ilişkileri sayesinde kendilerini Türk kabul edip, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en sadık bağlıları arasında yer almışlar ve herhangi bir bölücü ve ayrılıkçı hareketin içinde yer almamışlardır.


BOSNA İLE İLGİLİ BAZI ARŞİV BELGELERİNİN ÖZETİ


(Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayımladığı, Bosna Hersek ile Arşiv Belgeleri (1516-1919)' adlı eserlerden alınmıştır)


Müslümanların Bosna Hersek'ten Göç Etmelerinin Sakıncaları


Avusturya'nın istilasından sonra uğradıkları zulümlerden şikayet eden Bosnalı Müslümanların, Osmanlı Devleti'ne göç etme isteklerini belirttikleri dilekçe hakkında Meclis-i Vükela'nın; Bosna Hersek'te dört yüz bin Müslüman bulunduğu,bunların tamamen göç etmesinin,Osmanlı Devleti'nin o bölge üzerindeki egemenlik hakları ile Avusturya Devleti'ni karşı elde ettiği bazı askeri avantajları ortadan kaldıracağı gibi Avusturya'nın göç edenlerin emlakini Hıristiyanlara dağıtarak nüfus temin etmesine sebep olacağı,ayrıca bunların göçleri esnasında gerek devletin gerek kendilerinin birçok problemle karşılaşacakları ve devletin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar nedeniyle bunlara gerekli yardımı yapamayacağı, bu sebeplerden dolayı göç etmek isteyen Müslümanların bu istekten vazgeçirilmeye çalışılmasının, ancak buna rağmen göç etmek isteyenler de olumsuz cevap verilmemesinin uygun olacağına dair mazbatasının arz edildiği hususunda Sadaret tezkiresi. 


Bosna Hersek Göçmenlerinin Beykoz'da İskânı


Beykoz civarındaki çiftlikat-i hümayun arazilerinin köy teşkiline uygun bir şekilde taksiminden sonra, bu bölgede iskân olunacak Bosna Hersek göçmenlerinin isimlerini ihtiva eden bir defter düzenlenip Bosna Herseklilerin ileri gelenlerine tasdik ettirildikten sonra takdim olunacağı; ancak İstanbul'da bulunan Bosna beylerinin, iskân mahallerini önceden görmek istedikleri, bu sebeple arazinin taksimi ve göçmenlerin iskanından önce, o bölge mühendisinin, anılan çiftliklerin Hazine-i Hassa'da bulunan haritaları ile beraber kendi tarafına gönderilmesi hususunda Yaver-i Ekrem Derviş Paşa'nın arzı.


Avusturya'nın Bosna Hersek'teki Müslümanlara Karşı Yürüttüğü Asimilasyon Faaliyetleri ve Buna Karşı Alınması Gereken Tedbirler


Avusturya Hükümeti'nin, Bosna Hersek'teki Müslüman, Slav ve Katolik cemaatleri arasına nifak tohumları atarak ortalığı karıştırdığı; Müslümanlar üzerinde istediği sonucu elde edemeyince mal ve namuslarına tecavüzde bulunup, ibadetlerini engelleme gibi usullerle halkı göçe zorladığı; bu duruma karşı, müftü ve ulema reislerinin Müslüman halk tarafından seçilmesi, Osmanlı Devleti tarafından buralara memur gönderilmesi, mektepler açılarak Müslüman çocuklara dini kaidelerin ve Osmanlı dilinin öğretilmesi ve Boşnak çocuklarının Osmanlı memleketlerdeki okullara kabul edilmesi gibi; Bosna Hersek Müslümanlarını himaye edince tedbirler alınması gerektiğine dair Raguza Başşehbenderliği'nden gönderilen tahriratın tercümesi.


Bosna Göçmenlerini Ankara'da İskân Edildikleri Bölgeler


Bosna'dan gelen ve Ankara'da iskân edilen Müslüman göçmenlerin, geldikleri ve iskân edildikleri bölgelerin eski ve yeni adları ile kendileri için inşa olunan yerlerin planlarını gösteren cetvel, liste, kroki b-ve haritanın takdim edildiğine dair Muhacirin iskân Heyeti Reisi Ali Saib Paşa'nın arizası.


Avusturya'nın Müslüman Halkı Göçe Zorlama Girişimlerinin Önlenmesi


Bosna Müslümanlarına çeşitli bahanelerle zulüm ve işkence yapıldığı kabristanların imha edildiği, arazi tahririnde veraset hukukuna uyulmadığı, naiblerin hükümet tarafından seçilerek tayin edildiği ve Berlin Anlaşması'na aykırı usullere başvurularak Müslüman ahalinin göçe zorlandığı hususunda Hersek naibi ve arkadaşlarının padişaha takdim ettiği varaka üzerine; bu gibi durumların önlenmesi ve Müslüman ahalinin hukukunun korunması için Avusturya Devleti nezdinde gerekli girişimlerde bulunulması yolunda Meclis-i Mahsus tarafından alınan kararla ilgili mazbatanın takdim edildiğine dair Sadaret tezkiresi.


Bosna Herek'ten Göçün Hem Göç Edenler, Hem de Geride Kalan Halk için Büyük Sakıncalara Yol Açacağı


Bosna'dan Mehmet Şerif'in; Bosna Müslümanlarının para ile satın alınan hoca kılıklı bazı kimselerce göçe teşvik edilerek kalan mallarının vurgunculara satılmaya çalışıldığı, Bosna Hersek'ten göçün hem Osmanlı Devleti hem de adı geçen yerler bakımından siyasi sakıncası bulunmasının yanı sıra, ahlaki ve sosyal yönden de çeşitli sakıncalar taşıdığı, Müslümanların nüfusun üçte birini oluşturdukları halde mal, arazi ve emlak varlığının dörtte üçüne sahip olduğu, komşuları olan Hırvatların hem azınlık olmaları hem de Sırplarla aralarındaki milli ve siyasi düşmanlıktan dolayı Müslümanlarla ittifaka mecbur oldukları hususları ile Müslümanların dini işleri ve eğitimleri hakkında görüşlerini ihtiva eden arizası.


Günümüzde Boşnak Kökenlilerin Türkiye'deki Sayısı Hakkında


Günümüzde Boşnak kökenlilerin Türkiye'deki sayısı hakkında bir çalışma bulunmamaktadır.  Bazı eserlerde bu sayı verilmektedir ama bu sayıya nasıl ulaşıldığını, hangi metot kullanıldığını açıklayan bir çalışmaya rastlamadık.


Ulaştığımız sayının hiçbir şekilde kesin olarak doğru olduğunu iddia etmiyoruz. Çünkü böyle bir çalışmanın yapılması o dönemki bütün Osmanlı ve Avusturya ? Macaristan İmparatorluğu'nun belge ve arşivlerine bakmak demektir. Ama sayıyı kesin olarak veremeyeceğimizi iddia etmemekle beraber doğru sayıya yaklaşacağımızdan da eminiz. Çünkü en azından bu sayıyı tespit etmek için konu ile ilgili yirmiden fazla esere müracaat ettik.


Boşnakların Türkiye'ye olan göçleri asıl olarak 1878 yılında, Bosna'nın Avusturya ? Macaristan'a bırakılmakla başlar.


1878-1910 tarihleri arasında 300 bin Boşnak topraklarını terk ederek vatan olarak gördükleri Türkiye'ye göç etti.


1910-1935 tarihleri arasında 100 bin Boşnak daha göç ederek meydanı Katolik ve Ortodokslara bırakacaktır.


Bu göçler daha sonra da Yugoslavya döneminde devam edecektir. Bu dönemde Yugoslavya'dan en çok göç edenler Bosna, Sancak, Karadağ ve bölgedeki Boşnak kökenliler oldu. Bu dönemde de yaklaşık olarak 100 bin Boşnak Türkiye'ye göç etti.


Bosna'dan Türkiye'ye en son göç olayı 92-95 savaş yıllarında gerçekleşmiştir. Birleşmiş Milletlerin verdiği sayılara göre Bosna'dan göç etmek zorunda kalan insanlardan 20 bini Türkiye'ye gelmiştir.


1996 yılında imzalanan Dayton Antlaşması ile barış kısmen sağlanmış, sorunlar halledilmeden sadece ABD'nin her iki tarafa yaptığı baskı neticesi geçici olarak dondurulmuştur. Bunun üzerine Avrupa'nın diğer ülkelerine göç etmiş olan Bosnalı Müslümanlar gibi Türkiye'ye gelenler de Bosna Hersek'e geri dönmüşlerdir.


Türkiye'ye gelen Boşnak kökenli insanların toplamı yaklaşık olarak 500 bindir. Ancak bu, günümüzde Türkiye'de Boşnakları sayısı değildir, çünkü doğal olarak Türkiye'deki nüfusun çoğalmasıyla birlikte Boşnakların sayısı da çoğaldı.


TÜRKİYE'DEKİ BOŞNAKLARIN KÖYLERİ


İL- İLÇE - KÖY
       
Adana    Ceyhan    Hamidiye       
Adana    Ceyhan    Mercimek       
Adana    Yumurtalık    Hamzalı       
Adana    Yüreğir    Ünlüce       
Afyon    Sandıklı    Alacami       
Amasya    Gümüşhacıköy    Maden       
Ankara    Kızılcahamam    Yukarıkise       
Ankara    Haymana    Kesikkavak       
Ankara    Nallıhan    Tekirler       
Ankara    Polatlı    Avşar       
Ankara    Polatlı    Çimenceğiz       
Ankara    Polatlı    Karapınar       
Ankara    Polatlı    Ördekgölü       
Ankara    Yenimahalle    Fevziye       
Antalya    Akseki    Çimi       
Antalya    Elmalı    Zümrütova       
Aydın    İncirliova    Beyköy       
Aydın    Söke    Güllübahçe       
Balıkesir    Ayvalık    Küçükköy       
Balıkesir    Ayvalık    Sarımsaklı       
Balıkesir    Erdek    Balıklı       
Balıkesir    Erdek    Harmanlı       
Balıkesir    Erdek    Ocaklar       
Balıkesir    Sındırgı    Işıklar       
Balıkesir    Susurluk    Alibey       
Bursa    İnegöl    Esenköy       
Bursa    İnegöl    Fındıklı       
Bursa    İnegöl    İnayet       
Bursa    İnegöl    Lütfiye       
Bursa    İnegöl    Mesruriye       
Bursa    Karacabey    Fevzipaşa       
Bursa    Kestel    Turanköy       
Bursa    Orhangazi    Yeniköy       
Çanakkale    Biga    Kalafat       
Çanakkale    Biga    Kanlıkısık       
Çanakkale    Gökçeada    Tepeköy       
Çanakkale    Lapseki    Çataltepe       
Çanakkale    Lapseki    Nusretiye       
Edirne    Merkez    Bosna       
Edirne    Havsa    Bostanlı       
Edirne    Havsa    Köseömer       
Edirne    Keşan    Yeniceçiftlik       
Edirne    Süleoğlu    Akardere       
Edirne    Uzunköprü    Çakmak       
Edirne    Uzunköprü    Sipahi       
Elazığ    Merkez    Akçakiraz       
Elazığ    Merkez    Yurtbaşı       
Elazığ    Merkez    Yazıkonak       
Erzincan    Merkez    Yaylabaşı       
Erzincan    Çayırlı    Balıklı       
Erzincan    Çayırlı    Hınzırlı       
Erzincan    Tercan    Beğendik       
Erzincan    Tercan    Çadırkaya       
Erzincan    Tercan    Muhacir       
Eskişehir    Mihallıçık    Yaylaköy       
Eskişehir    Sivrihisar    Güvemli       
Eskişehir    Sivrihisar    Hüdavendigar       
Eskişehir    Sivrihisar    Paşakadın       
İstanbul    Çatalca    Binkılıç       
İstanbul    Silivri    Büyükçavuşlu       
İstanbul    Silivri    Değirmenköy       
İstanbul    Silivri    Seymen       
İstanbul    Şile    Yeniköy       
İzmir    Aliağa    Çakmaklı       
İzmir    Bornova    Çiçekli       
İzmir    Bornova    Doğanlar       
İzmir    Bornova    Gökdere       
İzmir    Bornova    Naldöken       
İzmir    Buca    Karaağaç       
İzmir    Buca    Kaynaklar       
İzmir    Buca    Kırıklar       
İzmir    Çeşme    Alaçatı       
İzmir    Çeşme    Dalyanköy       
İzmir    Çeşme    Ilıcalar       
İzmir    Çeşme    Paşalimanı       
İzmir    Çeşme    Şifne       
İzmir    Gaziemir    Seydiköy       
İzmir    Kemalpaşa    Halilbeyli       
İzmir    Ödemiş    Karakova       
İzmir    Ödemiş    Mescitli       
İzmir    Ödemiş    Ovakent       
İzmir    Torbalı    Dağkızılca       
İzmir    Torbalı    Doğancılar       
İzmir    Torbalı    Tahtalı       
İzmir    Urla    Nohutalan       
İzmir    Urla    Zeytinalan       
Kahramanmaraş    Merkez    Önsen       
Karaman    Merkez    Göztepe       
Karaman    Merkez    Yuvatepe       
Kayseri    Yeşilhisar    Başköy       
Kırklareli    Merkez    Dereköy       
Kırklareli    Merkez    İnece       
Kırklareli    Merkez    Kavakdere       
Kırklareli    Merkez    Kavaklı       
Kırklareli    Merkez    Kocahıdır       
Kırklareli    Merkez    Kuzulu       
Kırklareli    Merkez    Ulukonak       
Kırklareli    Merkez    Yoğuntaş       
Kırklareli    Demirköy    Balaban       
Kırklareli    Demirköy    Gökyaka       
Kırklareli    Demirköy    Hamdibey       
Kırklareli    Kofçaz    Taştepe       
Kırklareli    Pınarhisar    Yenice       
Kırklareli    Vize    Aksicim       
Kırklareli    Vize    Balkaya       
Kırklareli    Vize    Evrencik       
Kırklareli    Vize    Hasbuğa       
Kocaeli    Karamürsel    Akkanat       
Kocaeli    Karamürsel    Hayriye       
Kocaeli    Karamürsel    İhsaniye       
Kocaeli    Karamürsel    İnebeyli       
Kocaeli    Karamürsel    Karapınar       
Kocaeli    Karamürsel    Semetler       
Kocaeli    Karamürsel    Oluklu       
Kocaeli    Karamürsel    Tahtalı       
Kocaeli    Karamürsel    Taşağıl       
Kocaeli    Karamürsel    Yalakdere       
Kocaeli    Karamürsel    Valideköprü       
Kütahya    Merkez    Akköprü       
Kütahya    Merkez    Çayca       
Kütahya    Merkez    Parmakören       
Kütahya    Tavşanlı    Beke       
Manisa    Merkez    Karaağaçlı       
Manisa    Merkez    Sancaklıbozköy       
Manisa    Merkez    Sancaklıçeşmebaşı       
Manisa    Merkez    Sancaklıiğdecik       
Manisa    Merkez    Sancaklıkayadibi       
Manisa    Merkez    Sancaklıuzunçınar       
Manisa    Merkez    Selimşahlar       
Manisa    Akhisar    Beyoba       
Manisa    Akhisar    Sazoba       
Manisa    Saruhanlı    Burhaniye       
Manisa    Saruhanlı    İshakçelebi       
Manisa    Saruhanlı    Kumkuyucak       
Manisa    Saruhanlı    Lütfiye       
Manisa    Saruhanlı    Nuriye       
Manisa    Saruhanlı    Tiyenli       
Niğde    Merkez    Hasaköy       
Niğde    Merkez    Konaklı       
Niğde    Merkez    Kumluca       
Niğde    Merkez    Uluağaç       
Ordu    Fatsa    Mağazalarbaşı       
Osmaniye    Düziçi    Pirsultanlı       
Rize    Merkez    Kasarcılar       
Sakarya    Merkez    Aralık       
Sakarya    Merkez    Çaykışla       
Sakarya    Merkez    Erenler       
Sakarya    Merkez    Kuruçeşme       
Sakarya    Merkez    Selahiye       
Sakarya    Merkez    Serdivan       
Sakarya    Merkez    Yazlık       
Sakarya    Akyazı    Batakköy       
Sakarya    Akyazı    Kuzuluk       
Sakarya    Ferizli    Değirmencik       
Sakarya    Karasu    Kurumeşe       
Sakarya    Kocaali    Aktaş       
Sakarya    Kocaali    Kestanepınarı       
Sakarya    Kocaali    Küplük       
Sakarya    Pamukova    Oruçlu       
Sakarya    Sapanca    Ünlüce       
Sakarya    Söğütlü    Akarca       
Samsun    Bafra    Karpuzlu       
Samsun    Bafra    Türbe       
Samsun    Bafra    Osmanbeyli       
Samsun    Havza    Sofular       
Samsun    Havza    Taşoluk       
Samsun    Vezirköprü    Avdan       
Sivas    Gemerek    Burhanköy       
Sivas    Gemerek    Dendil       
Sivas    Gemerek    Karagöl       
Sivas    Gemerek    Tekmen       
Sivas    Zara    Alişir       
Sivas    Zara    Armutçayırı       
Sivas    Zara    Deredam       
Sivas    Zara    Dereköy       
Sivas    Zara    Kayadibi       
Sivas    Zara    Şerefiye       
Tekirdağ    Malkara    Ballı       
Trabzon    Dernekpazarı    Akköse       
Yalova    Merkez    Arabakonağı       
Yalova    Merkez    Beşpınar       
Yalova    Altınova    Ayazma       
Yalova    Altınova    Soğuksu       
Yozgat    Boğazlıyan    Belören       
Yozgat    Çandır    İğdeli       
Yozgat    Çayıralan    Fahralı       
Yozgat    Sarıkaya    Babayağmur       
Yozgat    Yerköy    Derebağı       
Zonguldak    Alaplı    Bektaşlı       
Zonguldak    Devrek    Bılık    




KAYNAKÇA


Taylan Akkayan, Göç ve Değişme, İstanbul 1979

H.Yıldırım Ağanoğlu, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi;Göç, İstanbul 2001

A.Cevat Eren,Türkiye'de Göç ve Göçmen Meseleleri,İstanbul 1966

Bosna Hersek ile ilgili Arşiv Belgeleri (1516-1919).,Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yay.,Ankara 1992

Aydın Babuna,Bir Ulusun Doğuşu,Geçmişten Günümüze Boşnakalar,istanbul 2000

Nazif Hoca,'Üsküp' maddesi, MEB. İslam Ansiklopedisi,c.13, İstanbul 1986  

Nedim İpek, Rumeli'den Anadolu'ya Türk Göçleri, Ankara 1994,

Raif Kaplanoğlu,Bursa Yer Adları Ansiklopedisi, İstanbul 1996

Büyük Osmanlı Ansiklopedi ,DH.ŞFR.41/95

Cevat Geray,Türkiye'den ve Türkiye'ye Göçler ve Göçmenlerin İskanı,1923-1961, Ankara 1996

M.De Vergottini, Göçmen Hareketleri,Çev: Nüzhet Yakut,Ankara 1949

Şerafeddin Yücelden, 'Yugoslavya Türkleri', Türk Dünyası El Kitabı, Ankara 1967

Belkıs Kümbetoğlu, Göçmen ve Sığınmacı Gruplardan Bir Kesit: Bulgaristan Göçmenleri ve Bosnalı Sığınmacılar, Yeni Balkanlar,Eski Sorunlar?,Yay.Haz: Kemali  Saybaşılı-Gencer Özcan,İstanbul 1997

OSMANLI'NIN BATI YAKASI BOSNA, Yazar: Hüseyin YORULMAZ, İstanbul 2007

DAĞILAN YUGOSLAVYA MOZAİĞİNDE BOSNA, Necmettin ALKAN,1995

UŞTİPAK'TAN SEVDALİNKA'YA BOŞNAKLAR' 1.Baskı Eylül 2007 Adana,

ULUSLAR ARASI BOSNA HERSEK KONFERANSI, 20-23 Ekim 1994,Ankara

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayımladığı, Bosna Hersek ile Arşiv Belgeleri (1516-1919)'adlı eseri

Osman Karatay ? Bilgehan A. Gökdağ, Balkanlar El Kitabı, Cilt 1, 2006

Barbara Jelavich, Balkan Tarihi

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.